Düşük riskli prostat kanserine 'kanser' denmemeli
Görsel: Proto Thema
Bilim insanları, düşük riskli prostat kanserinin artık 'kanser' olarak adlandırılmaması gerektiğini, bunun yerine 'prekanseröz durum' olarak tanımlanmasını öneriyor. Yeni bir Amerikan araştırmasına göre, 'kanser' kelimesinin yarattığı korku, binlerce erkeğin gereksiz tedavilere yönelmesine neden oluyor. Araştırmacılar, bu değişikliğin hem aşırı tedaviyi hem de hastalığın daha agresif formlarından kaynaklanan ölümleri azaltabileceğini düşünüyor.
UCLA öncülüğünde yapılan ve JAMA Oncology'de yayımlanan çalışma, Grade Group 1 (GG1) olarak adlandırılan en erken ve en düşük riskli prostat kanseri türüne odaklandı. Bu tümörler, mevcut bilimsel verilere göre semptomlara neden olmuyor ve metastaz yapmıyor. Bu nedenle uluslararası kılavuzlar, çoğu hastaya doğrudan tedavi yerine düzenli PSA testleri, MR ve periyodik biyopsilerle aktif izlem öneriyor.
Buna rağmen, ABD'de hastaların %40'ı hala cerrahi veya radyoterapiye yönlendiriliyor. Bu tedaviler idrar kaçırma, bağırsak sorunları ve cinsel işlev bozukluğu gibi kalıcı komplikasyonlara yol açabiliyor. Ayrıca 'kanser' tanısı, hastaların hayat sigortasına erişimini bile etkileyebiliyor. Araştırmacılar, hastalığın adının kendisinin aşırı tedaviyi körüklediğini, çünkü birçok erkeğin herhangi bir kanser türünün acil ve agresif müdahale gerektirdiğini düşündüğünü belirtiyor.
Aynı zamanda, aşırı tanı ve gereksiz tedavi korkusu, birçok erkeği PSA taraması yaptırmaktan caydırıyor. Bilim insanları, terminolojideki bir değişikliğin potansiyel faydalarını ve risklerini değerlendirmek için ABD nüfus verilerine dayalı bir matematiksel model oluşturdu. Modele göre, her yıl yaklaşık 100.000 erkeğe GG1 tanısı konuyor. Model, iki olası senaryoyu inceledi: birincisi, hastalığa artık kanser denmemesi durumunda bazı hastaların takiplerini gevşetebileceği; ikincisi ise aşırı tanı korkusunun azalmasıyla daha fazla erkeğin önleyici taramaya yönelmesi.
Sonuçlar, faydaların risklerden daha ağır bastığını gösterdi. Araştırmacılar, bu adlandırma değişikliğinin, gereksiz tedavileri azaltırken aynı zamanda daha fazla erkeğin hayat kurtarıcı taramalara katılmasını sağlayabileceğini vurguluyor. Ancak, değişikliğin uygulanabilmesi için tıp camiasında geniş bir mutabakat ve hasta eğitimi gerekiyor.