world

Yağlı Karaciğer: Mikroplastiklerin Bilinmeyen Rolü, Hangi Diyet Riski Artırıyor

Yağlı Karaciğer: Mikroplastiklerin Bilinmeyen Rolü, Hangi Diyet Riski Artırıyor Görsel: Proto Thema
Proto Thema 2026-06-23
Yeni bir araştırma, mikroplastiklerin karaciğerin doğal savunma mekanizmalarını etkileyerek iltihaplanmayı ve nihayetinde karaciğer hasarını artırabileceğini gösteriyor. Özellikle yağlı diyetle birleştiğinde risk katlanıyor.

Mikroplastikler çevrede ve günlük hayatımızda giderek yaygınlaşırken, bilim insanları sağlığımızı nasıl etkilediklerini sürekli araştırıyor. Bu doğrultuda, Oklahoma Üniversitesi'nden yeni bir çalışma, mikroplastiklerin karaciğere şimdiye kadar bilinmeyen şekillerde zarar verebileceğini, özellikle de yağlı bir diyetle birleştiğinde riskin arttığını öne sürüyor.

Science Advances dergisinde yayımlanan araştırma, en yaygın plastik türlerinden biri olan polietilen mikroplastiklerin etkisini inceledi. Bu plastikler, plastik poşetler ve gıda kapları gibi ürünlerde bulunuyor. Çalışma, mikroplastiklere maruz kalmanın yağlı diyetle birleştiğinde karaciğerde neler olduğunu göstermek amacıyla fareler üzerinde gerçekleştirildi.

Araştırmacılar, mikroplastiklere maruz kalan ve yağlı diyetle beslenen farelerde kan karaciğer hasarı belirteçlerinin, aynı mikroplastiklere maruz kalıp normal beslenen farelere kıyasla iki katından fazla olduğunu tespit etti. Çalışmanın başyazarı ve Oklahoma Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yardımcı doçent olan Dr. Tae Gyu Oh, "Mikroplastiklere maruz kalmak kaçınılmaz. Onları soluyoruz, yutuyoruz, hatta cildimizde bile bulunuyorlar," dedi.

Bilim insanları, mikroplastiklerin zaten vücut için zararlı olan bir diyetin karaciğerde yarattığı hasarı daha da kötüleştirip kötüleştirmediğini görmek istedi. Dr. Oh, araştırma ekibinin yağlı diyet ve mikroplastiklerin birleşik bir etki yaratmasını beklediğini ve sonuçların bu tahmini doğruladığını belirtti.

Çalışma için araştırmacılar, farelere 8 hafta boyunca eşit miktarda mikroplastik verdi. Bazı hayvanlar standart diyetle beslenirken, diğerleri metabolik disfonksiyonla ilişkili steatohepatit (MASH) adı verilen ciddi bir yağlı karaciğer hastalığına benzeyecek şekilde tasarlanmış bir diyet aldı.

Daha sonra araştırmacılar, modern teknolojiler kullanarak karaciğer dokusunu inceledi. Bunlardan biri, bilim insanlarının dokunun hangi bölgelerinde belirli biyolojik değişikliklerin meydana geldiğini büyük bir hassasiyetle görmelerini sağlayan uzamsal transkriptomikti. Basitçe söylemek gerekirse, bu teknik karaciğerin genel bir resmini göstermekle kalmıyor, araştırmacıların hasar veya iltihaplanmanın meydana geldiği belirli bölgeleri tespit etmesine olanak tanıyor.