Müslüman kadınlar Kuran'la ataerkilliğe karşı savaşıyor
Görsel: Deutsche Welle
Müslüman ve aynı zamanda feminist olmak mümkün mü? Birçok kişinin gözünde bu iki kimlik birbirini dışlar. Türkiye'de uzun süre laik feministler, bir feministin nasıl görünmesi ve hangi konularla ilgilenmesi gerektiği konusunda tanımlama yetkisine sahipti. Diğer tarafta ise çoğunlukla erkek Müslümanlar, kendi gözlerinde Müslüman bir kadının ne olduğunu tanımlıyordu.
Hatice Kübra ise farklı düşünüyor: Ona göre İslam ve feminizm bir çelişki değil, aksine bir araya gelmeleri hem İslami hem de feminist söylem için gerekli bir tamamlayıcıdır. 36 yaşındaki akademisyen ve İngilizce öğretmeni, Türkiye'de kendini Müslüman feminist olarak tanımlayan büyüyen bir kadın grubuna ait.
Kübra, kendisini benzer düşünen kadınlarla bir araya gelmeye iten anı şöyle anlatıyor: 'Kendime sordum, bir gün çocuklarım bana ülkemizde durum giderek kötüleşirken ne yaptığımı sorduklarında onlara ne diyeceğim?' Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın giderek baskıcı hale gelen politikaları, özellikle 2013 Gezi protestoları ve 2017 anayasa referandumu sonrası, onun 'Şiddete Karşı Müslüman Kadınlar' ve 'Camilerde Kadınlar' girişimlerine katılma kararını şekillendirdi.
2018'de Kübra, diğer aktivistlerle birlikte Türkiye'nin ilk Müslüman feminist kadın derneği olduğunu belirten 'Havle' adlı sivil toplum kuruluşunu kurdu. 'Havle' Arapça'da 'güç' anlamına geliyor ve Kuran'daki 58. sure olan 'Mücadele'ye atıfta bulunuyor; bu surede bir kadın, kocası tarafından kötü muameleye maruz kaldığında Tanrı'ya yöneliyor.