world

Ortak Riskler: Avrupa Neden Hint-Pasifik'e Bakıyor

Ortak Riskler: Avrupa Neden Hint-Pasifik'e Bakıyor Görsel: Deutsche Welle
Deutsche Welle 2026-06-07
Denizaltı kabloları, ticaret yolları ve kritik altyapı, Avrupa ile Hint-Pasifik'i birbirine yaklaştırıyor. Ortak kırılganlıklar yeni güvenlik çıkarları yaratıyor. Ancak operasyonel uygulama sorunlar çıkarıyor.

Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles sert sözler seçti. Deniz tabanının bir 'savaş alanı' haline geldiğini söyleyen Marles, Mayıs sonunda Singapur'daki Shangri-La Diyaloğu'nda denizaltı kablolarına yönelik saldırıların tarihte benzeri görülmemiş bir boyuta ulaştığını belirtti. Gerçekten de, küresel veri trafiğini, iletişimi ve dünya ekonomisinin büyük bir kısmını bir arada tutan bu altyapıya yönelik endişe, Avrupa ile Hint-Pasifik'i bugün neredeyse hiçbir şeyin birleştirmediği kadar güçlü bir şekilde birbirine bağlıyor.

Diyalog sırasında Avustralya, İngiltere ve ABD, bu su altı altyapısını korumak için insansız sistemler duyurdu. Tartışma, uzun süredir hafife alınan bir gelişmeye işaret ediyor: Avrupa ve Hint-Pasifik ülkeleri giderek aynı stratejik kırılganlıkları paylaşıyor. Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI), Avrupa ile Doğu Asya'nın çıkarlarının daha önce hiç olmadığı kadar yakınlaştığı yeni bir güvenlik gerçekliğinden söz ediyor.

Bu arada baskı artıyor: Çin, askeri genişlemesini sürdürüyor ve ticaret yollarının jeoekonomik silah haline getirilmesiyle destekleniyor. Bu kırılganlık, özellikle denizaltı kablolarında belirgin hale geliyor. Bilim ve Politika Vakfı'ndan (SWP) Christian Wirth, DW'ye verdiği röportajda, 'Bu kabloların güvenliği küresel bir ortak maldır' diyor. Kritik altyapının kırılganlığının, ister Baltık Denizi'nde Rusya'dan kaynaklansın ister Hint-Pasifik'teki aktörlerden, bugün ortak bir zorluk olduğunu vurguluyor.

Olayların sistemik olarak ele alınması gerektiğini belirten Wirth, Avrupa ve Hint-Pasifik ülkelerinin bu konuda işbirliği yapmasının önemine dikkat çekiyor. Ancak operasyonel uygulama, farklı hukuki çerçeveler ve askeri kapasiteler nedeniyle sorunlar çıkarıyor. Yine de, ortak risklerin farkındalığı, iki bölge arasında yeni bir güvenlik diyaloğunun temelini oluşturuyor.